92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , İyi manevra yapmalarını sağlamak amacıyla gemi veya teknelerin başına yerleştirilen dümen
1. saygı göstermek için baş eğerek selamlamak
1. Ulema, şeyhler, yerden selam verdiler, baş eğip el öptüler.
1. Ulema, şeyhler, yerden selam verdiler, baş eğip el öptüler.
2. direnmekten vazgeçip buyruk altına girmek, inkıyat etmek
1. Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor / Asrın baş eğdi sandığı at şaha kalkıyor
1. Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor / Asrın baş eğdi sandığı at şaha kalkıyor
1. gücü yetmek
1. Ben onlarla baş etmeye çalışıyordum ki Hasan'ın kapısı birden açıldı.
1. Ben onlarla baş etmeye çalışıyordum ki Hasan'ın kapısı birden açıldı.
2. başarı kazanmak
1. belirmek, ortaya çıkmak, zuhur etmek, vuku bulmak
1. Komün üyeleri arasında sorunlar baş göstermeye başladı.
1. Komün üyeleri arasında sorunlar baş göstermeye başladı.
1. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , evlendirmek
1. Oğullarının artık normal bir yaşam süreceğini sanan anne baba ona güzel de bir kız bularak baş göz etmişler.
1. Oğullarının artık normal bir yaşam süreceğini sanan anne baba ona güzel de bir kız bularak baş göz etmişler.
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Teknenin, başından ileriye doğru verilerek geri gitmesini engelleyen halat
1. isim , isim , isim , isim , Banyodan sonra saçı kurulamak için kullanılan havlu
1. `ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur` anlamında kullanılan bir söz
1. selam vermek için baş eğmek
1. Gülerken de göğsünün sağ köşesine baş kesmeyi unutmaz.
1. Gülerken de göğsünün sağ köşesine baş kesmeyi unutmaz.
1. denizcilik , denizcilik , denizcilik , denizcilik , yelkenli yavaşlayıp kendi çevresinde bir tur atmak
1. -den , -den , denizcilik , denizcilik , -den , -den , denizcilik , denizcilik , baştan gelen dalgalarla gemi, başı ve kıçı üzerinde inip kalkmak
1. `aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır` anlamında kullanılan bir söz
1. bir işi başarmak için çalışmak
1. Artık evde herkesten fazla bağırıp gülmüyor, çocuklarla eskisi gibi baş koşmuyordu.
1. Artık evde herkesten fazla bağırıp gülmüyor, çocuklarla eskisi gibi baş koşmuyordu.
1. bir şey uğruna ölümü göze almak
1. Çeşitli tehlikelerden var olduğunu bilerek bu işe girişip baş koymuşlardı.
1. Çeşitli tehlikelerden var olduğunu bilerek bu işe girişip baş koymuşlardı.
1. `küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar` anlamında kullanılan bir söz
1. `küçük bir işte de olsa başta olmak önemlidir` anlamında kullanılan bir söz
1. `bir yerde önder olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir` anlamında kullanılan bir söz
2. `işbaşındaki kişinin işi çoktur` anlamında kullanılan bir söz
1. küçük bir işte de olsa yönetici olmak, sözü dinlenir bir kimse olmak
2. önde gelmek, lider olmak
1. Hep baş olmaya bakarız ve olduktan sonra nasihat veririz.
1. Hep baş olmaya bakarız ve olduktan sonra nasihat veririz.
1. `en büyük zenginlik, beden sağlığıdır` anlamında kullanılan bir söz